güncel haberlere ulaşbilceğiniz blogunnuz
sizin için en iyi haberleri tekbir blogda derliyoruz
haber kaynaklarımız:
haber7.com
mynet.com
haber18.com
internethaber.com
aktifhaber.com dur
istenildiği taktirde herhangi bir site yada ajansa ait haberler derhal silinir.
Sigara her yerde yasak oldu ancak bazı kişilere sigara içmek serbest olacak. Kime?
Sigara yasaklarını genişleten yasa teklifinde hastası ve cenazesi olanlar lehine rötuş yapılacak. AKP, mevcut metinde yasak kapsamında bulunan hastane ve ibadethane bahçelerinin kapsam dışına çıkarılması için çalışıyor.
TBMM
Adalet Komisyonu Başkanvekili Hakkı Köylü, tütün ürünlerinin
kullanılamayacağı yerlerle ilgili teknik çalışma yaptıklarını, ancak
bunun yasakları gevşetmeye yönelik olmadığını savundu. Hastane ve
ibadethane bahçelerinde insanlara "Sigara içmeyin" demenin zor
olacağına işaret eden Köylü, bu iki yasak alanın çıkarılacağını
kaydetti.
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin de Bodrum’da yasayla
ilgili olarak "Vatandaşın elinde tutacağı bir tek sigarası kaldı. Ona
da fazla müdahale edilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Bu konudaki şahsi
düşüncem, yasaların Türkiye gerçekleri göz önüne alınarak hazırlanması"
dedi.
Çanakkale'de yazılan kahramanlık destanımız yürekleri sızlatıyor...
Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, "70 milyonu Çanakkale'ye
götüremiyorsak, Çanakkale'yi 70 milyona getirebiliriz" düşüncesiyle
"Kınalı Kuzular" adlı yapımı ekrana taşıyor. Geçen hafta başlayan ve
Türk izleyicisini ekrana kilitleyen “Kınalı Kuzular” hafızalarınızdan
silinmeyecek ikinci bölümüyle yine herkesi derinden etkileyecek.
Cahilinden alimine, demircisinden mühendisine, marangozundan hekimine
bir milletin hikayesi... Mustafa Kemal Atatürk gibi eşsiz bir kahramanı
yaratan tarihin hikayesi..
.
Çekimleri İstanbul, Yalova ve Bursa-Cumalıkazık'da devam eden "Kınalı
Kuzular" Ahmet Yenilmez (Yapımcı), Tunç Davut (Yönetmen), Ercan Akın,
Erkan Akın, Deniz Bilgen (Senaryo), Ömer Erbil (Konsept Danışmanı),
Engin Saygılı (Görüntü Yönetmeni), İlker Berke (Görüntü Yönetmeni - I.
Bölüm), Süha Kapkı (Kameraman), Bünyamin Ersöz (Genel Koordinatör),
Seçkin Savaş (Işık şefi), Müşerref Zeren (Sanat Yönetmeni), Ömer Faruk
Kangal'ın (Kurgu Yönetmeni) imzasını taşırken, dizinin oyuncu kadrosu,
her bölümde değişiyor.
"Kınalı Kuzular" adlı dizi, kendi içinde başlayıp biten 70'er dakikalık
televizyon filmlerinden oluşuyor. İlk 13 bölüm Çanakkale Savaşı'nda
şehit olan 13 askerin mektubuna dayanılarak senaryolaştırıldı.
Öykülerin hepsi yaşanmış hikayelerden oluşturuldu. Dizinin ikinci 13
bölümünde Kurtuluş Savaşı, Kuvayı Milliye hareketi anlatılıyor. Üçüncü
13 bölümde ise Anadolu destanlarından yararlanılıyor.
“Bedeli Çanakkale’de Ödendi”
Dizinin ikinci bölümü “Bedeli Çanakkale’de Ödendi” adını taşıyor.
Mehmet Muzaffer ve arkadaşları Mekteb-i Sultani öğrencisidir. Muzaffer
tarih Hocaları ve aynı zamanda okul müdürü olan Münir Bey’le
anlaşamamaktadır. Muzaffer kız arkadaşı Müjgan’la evlilik hayalleri
kuran neşeli bir gençtir. Diğer arkadaşları Ziya, Kemal, Halid, Tarık
ve İbrahim’le okul günlerini tatlı yaramazlıklarla geçirirken savaş
çıkar ve İstanbul gün geçtikçe zor şartlar altında kalır. Daha öncede
savaşa öğrencilerini gönderen Münir Bey aynı şeyler olacak diye
endişelenmektedir. Ancak öğrenciler bir gece gizlice muziplik olsun
diye girdikleri Münir Bey’in özel odasında şehit öğrencilerin anılarını
görünce dönülmez bir karar aşamasına gelirler. Hepsi gönüllü yazılır.
Münir Bey üzülmesine rağmen bu olaydan gurur duyar. Öğrenciler cepheye
gider. Burada yaşadıkları olaylar sonucu Muzaffer dışında hepsi ölür.
Komutanı Muzaffer’i oyalamak için, kamyon lastiği almaya İstanbul’a
gönderir. Ancak kimsenin aklına gelmeyeni Muzaffer başarır, Sahte senet
hazırlayıp üzerine Bedeli Çanakkale’de ödenecektir diye yazar. Kamyon
lastikleriyle cepheye geri döner. Lastikler sayesinde bölüğüyle
birlikte Gazze’ye gider ve orada şehit düşer. Tuttuğu günlük Münir
Bey’e ulaştığında Müjgan da tüm olanları büyük bir acıyla öğrenir.
Irak'ın Zaho kentinde görevli Amerikan askerlerinin, Türk şoförlerine çuval geçirme tehdidinde bulunduğu iddia edildi.
Irak'ın
Zaho kentinde grev yapan tanker şoförlerine eylemleri sona erdirmesi
baskıları yapan Amerikan askerlerinin, Türk şoförlerine çuval geçirme
tehdidinde bulunduğu iddia edildi.
Irak'ın Zaho kentinde
yaklaşık iki aydan beri bekletilen Türk şoförleri, grev başlatmışlardı.
Amerikan askerlerinin güvenlik gerekçesi ile geçişlerine izin vermediği
bin 192 tanker sürücüsünün başlattığı grevde sözcü olarak seçilen
Mehment Takanan isimli sürücünün tehdit edildiği belirtildi. Amerikan
askerleri tarafından çuval tehdidi ile eylemlerine son vermelerini
istediğini iddia eden Takanan, "Amerikalı komutanlar bu greve son
vermemizi istedi. Bizler hakkımızı aramaya devam edeceğimizi
söylediğimizde hepinizin kafasına çuval geçirir, sonrada hapishaneye
göndeririz diye bize tehdit ettiler" iddiasında bulundu.
Şoförlerin
temsilcisi, ayrıca Amerikan askerlerin sadece çuval tehdidi ile
yetinmeyip şoförlerin üzerine özel eğitimli köpekleri saldırttıklarını
söylediler.
Boşanma davasında karısını aldatan koca
mahkemeye " karımdan ağır küfürler yedim" dedi.Mahkeme her iki tarafı
eşit kusurlu buldu ama Yargıtay bunu bozdu
Yargıtay'ın
örnek kararına konu olan olay İstanbul'da yaşandı. Eşiyle kavga eden
K.Ş. adlı koca, şiddetli geçimsizlik nedeniyle mahkemeye başvurarak
boşanma talebinde bulundu.
Dava dilekçesinde karısını küfür etmekle suçlayan K.Ş., 'Karım bana
ağır hakaretlerde bulunuyor. Ne zaman kavga etsek, 'p.şt, pez....k,
ib.e, go..ş' şeklinde küfürler ediyor' dedi. H.Ş. adlı kadın ise eşinin
kendisini sürekli aldattığını, küfür içerikli sözleri aldatmaya tepki
olarak dile getirdiğini söyledi.
Spastik çocuklarının
velayetini de isteyen kadın, aylık 400 YTL nafaka ile 20 bin YTL maddi
10 bin YTL de manevi tazminat talep etti. Boşanmaya karar veren yerel
mahkeme, ihanet eylemi ile küfür içerikli sözlerini eşit kusur sayarak,
tazminat taleplerini reddetti. Çocuğun velayetini anneye bıraktı. Eşin
de aylık 450 YTL nafaka vermesini karara bağladı.
Temyiz talebi
üzerine davayı inceleyen Yargıtay 2'nci Hukuk Dairesi, 'aldatma'
eyleminin, 'küfür' eylemine göre daha ağır kusur olduğuna dikkat
çekerek, kararı bozdu ve tazminat talebinin kabul edilmesi gerektiğini
belirtti.
SÖVME TEPKİDİR
Yerel mahkeme ise ilk
kararında direnince dosya Yargıtay Hukuk Gerel Kurulu'na geldi. Davaya
son noktayı koyan Kurul, küfürlü sözlerin 'aldatma'ya tepki olarak dile
getirildiğine, ağır kusurlu tarafın koca olduğuna ve kadın lehine
tazminata hükmedilmesine karar verdi.
Aldatan tazminatı öder
Kararın gerekçesinde özetle şöyle denildi:
'...Davacı kocanın evlilik birliği içerisinde başka kadınlarla birlikte
olduğu, sadakatsiz davranış gösterdiği, iyi geliri olmasına rağmen
çocuğunun ve evin ihtiyaçları ile ilgilenmediği anlaşılmakta.
Geçimsizliğin davacı kocanın hatalı davranışlarından kaynakladığı ve
kocanın kusurlu olduğu açıktır. Kadın özürlü müşterek çocukla yalnız
kalmış, eşinin desteğini yitirmiştir. Tarafların sosyal ve ekonomik
durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralı da
dikkate
alınarak, davalı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekir...'
Bursa'nın Yıldırım ilçesinde bir marketten 330
mililitrelik pet şişe su alan Şefik Aydın, eve götürdüğü şişenin içinde
böcek olduğunu görünce şok oldu...
Bursa'da,
marketten aldığı pet şişedeki içme suyunda “böcek” gördüğünü, bunun
üzerine firmaya yaptığı başvurunun dikkate alınmadığını iddia eden
Şefik Aydın, mahkemeye “böcek tespiti” yaptırdı.
Aydın, mahkemenin tayin ettiği bilirkişinin raporunda, “orijinal
kapağı açılmayan şişede, patojen (hastalık oluşturan mikroorganizma)
taşıyıcı bir böcek bulunduğunun” bildirilmesi üzerine, firma aleyhine
tazminat davası açmaya hazırlandığını söyledi.
Merkez Yıldırım ilçesinde bir marketten 330 mililitrelik pet şişe su
alan Şefik Aydın, eve götürdüğü şişenin içinde böcek olduğunu görünce
kapağını açmadan üretici firmaya başvurdu.
Firma yetkililerinin, “Şişelerimizden öyle bir şey çıkmaz” diyerek
kendisine inanmadıklarını öne süren Aydın, bu kez “vekalet” verdiği bir
akrabası aracılığıyla Bursa 4. Sulh Hukuk Mahkemesi Hakimliğine
“tespit” talebinde bulundu ve şişeyi mahkemeye teslim etti.
Aydın'ın başvurusunu değerlendiren mahkemenin bilirkişi olarak tayin
ettiği gıda mühendisinin hazırladığı, bir örneği, mühürlenmiş şişe
suyuyla birlikte Aydın'a gönderilen raporda, şu ifadeler yer aldı:
“Tespiti istenen su şişesinin orijinal olduğu, kapağının açılmadığı
görülmüş olup, suyun içerisinde toprakta yaşayan, ölü materyal ve
dışkıyla beslenen, ayrıca patojen taşıyıcı olan 'kın kanatlı' olarak
anılan böcek türü tespit edilmiş olup, içilmesinin sağlık açısından
tehlike oluşturacağı kanaatine varılmıştır.”
Aydın, bir örneği de üretici firmaya gönderilen raporda, “Numune
şişenin üzerinde belirtilen tarihte üretilen bütün partinin miktarının
belirlenmesi, piyasaya verilmiş ya da depolanan suların incelemeye
alınması, patojen taşıyıcı bir böcek varlığı nedeniyle mikroorganizma
yük sayımı yapılması gerektiği”nin belirtildiğini savundu.
Raporu alınca yeniden firmaya başvurduğunu, ancak sonuç alamadığını
öne süren Aydın, gelecek hafta firma aleyhine maddi ve manevi tazminat
davası açacağını kaydetti.
Aydın'ın avukatı Hakan Öztürk de gelişmiş ülkelerde böyle bir olayla
karşılaşan kişilerin açtıkları tazminat davalarında firmaların
ödedikleri tazminatların yüz binlerce doları bulduğunu kaydetti.
Türkiye'de ise maddi tazminat davalarında “davacı ya da mağdurun
zarar görmesi şartının arandığını” söyleyen Öztürk, “Bu olayda
müvekkilimin şişeyi açmaması sayesinde doğrudan zarar görmekten
kurtulmasına rağmen, maddi tazminat alması gerektiğini düşünüyoruz. Bu
yüzden de 50 bin YTL'lik dava açacağız” dedi.